Onunla bir kere daha buluşması, yaşadıklarını bir kaçamak olmaktan çıkaracak, kendisini bir labirent gibi içine alıp bu yaşananları bir daha kolay kolay dışına çıkılamayacak bir maceraya dönüştürecekti. Bunu hissediyordu. Kaçacaksa şimdi kaçmalıydı, daha sonra çok geç olacaktı. Böyle olacağını hissettiği, hatta bildiği halde kaçmak istemiyordu. Yaşadıklarının yarattığı heyecan ve zevk kadar, hatta belki de daha çok, bundan sonra neleri nasıl yaşayacağına dair içindeki merak, kaçmasına izin vermiyordu.
28 Ekim 2011 Cuma
Aldatmak
Onunla bir kere daha buluşması, yaşadıklarını bir kaçamak olmaktan çıkaracak, kendisini bir labirent gibi içine alıp bu yaşananları bir daha kolay kolay dışına çıkılamayacak bir maceraya dönüştürecekti. Bunu hissediyordu. Kaçacaksa şimdi kaçmalıydı, daha sonra çok geç olacaktı. Böyle olacağını hissettiği, hatta bildiği halde kaçmak istemiyordu. Yaşadıklarının yarattığı heyecan ve zevk kadar, hatta belki de daha çok, bundan sonra neleri nasıl yaşayacağına dair içindeki merak, kaçmasına izin vermiyordu.
18 Ekim 2011 Salı
mantik hatasi
16 Ekim 2011 Pazar
Ucuz Kadın Kokusu
Soguktu.. Ve çırılçıplak.. Dokunmak acı vermeseydi dokunurdum belki.. Zaman yoktu lakin kumları akacaktı elbet.. Özlemek bi hüzünlü şarkıyı çagrıştırdı dudaklarda.. Özlemek bi hüzündü aslında.
İnanırdım belki bende, zindanda yasamadığıma, şayet, görseydim bana uzanan ellerini.
Ben gitmem diyenlerin kendilerine inat, ilk giden oldukları bi gemiydi benimkisi.. Deniz de yoktu aslında; bi karada duran bi gemiydi. Hiç yüzmeyi bilmeyecek bi gemi..
‘ Zaman bi ilac mı yoksa hastalığın ta kendisi mi ? ’
Kulağımda bilmediğim sesler.. Kargaşa ve karanlık.. Bi gece lambsı kırmızı ve yanan sigaralar..
Uyuyamıyorum.. uyku ağır.. Uyku kırmızı rüya kan.. Yatak zindan gece zifiri..
UCUZ KADIN kokardı teni, severdim..
19 Eylül 2011 Pazartesi
çeyrek geçe
Kırmızı sarar bazen yeri bazen sadece bi nokta kalır uzakta. Son gidişinde ceyrrek geciyordu zaman. Çeyrek geçiyordu akrep yelkovan.
Ve sen beni geciyordun uçmanın tadına varan yavru kuş misali.
17 Eylül 2011 Cumartesi
Yani
Sanırım şehir uzakta kalıyor
Ellerimi uzatsam tutmak isterim günü
Ama güneş her gece tepemde doğuyor
Yani olmuyor, olmuyor istesem de
Kimse gelmiyor beklesem de
Yani olmuyor, olmuyor istesem de
Kimse gelmiyor
Yaz kokusu duyardım kışın ortasında bile f
Uzun cümleler kurardım konuşurken
Eski filmlerde kaldı böyle sözler deniyor
Ama şimdi filmler bile eskimiyor
. . .
16 Eylül 2011 Cuma
Duygu durum bozukluğu
Meksika körfezine vurdum sanırm yorgun ve yaralıyım. Ama acımıyor güçluym artık hissetmıyorum yaralarımı. Ama şakagım kanıyor benim. Ölucek miym ? Elveda meksika elveda juliet elveda romeo kırmızı kelebek ve balık kokan adamlar elveda ben öldüm.
15 Eylül 2011 Perşembe
Yılmaz Erdoğan severim ben
sevmek gibi gidiyordu kadın
adının anlattığı,canın teni yakmasıydı,
bir bulut evet ama aslolan
bulutun suyu yağmasaydı... 'bir insanı sevmekle başlıyordu her şey'
ve boşanmak için
en az iki şahit gerekiyordu
Mükemmel aşk yok-muş
Mukemmel sanmısım ya mükemmeliyete ulasamamak agır gelmis yuregime ve bitmis sen bitti diyemeden.. yasanamayanlar bitmis hayallerle birlikte..
O anda ne bi ruzgar esti yuregime ne bi dalga koptu gözlerime öyle yukseldi ki duvarlar kapladı yuregimi sevdigimi unttm..unutamayacagımı unuttum..
Ben bi yarımı duvarların ardında unuttum..
İçilmeyen kahvenin hatrı
Her zaman ki gibi icmemissin yine duruyordu masada..
Kahveni icmicek misin dedim ses yoktu..
Sana diyorum sevgilim icmicek misin..
Ses yoktu..
Gözlerim doldu sustum..
Gittigini unutmusum..